|
İÇİNDEKİLER Türkiye'de Mobilyacılık Sektörünün Durumu Türkiye'nin Diğer Ülkelerle Karşılaştırılması Mobilya Sektörünün Ana Bileşenleri --------------------
|
MOBİLYA SEKTÖRÜNÜN ANA BİLEŞENLERİ TASARIM İnsanlarının kullandığı araç ve gereçlerde kullanıma uygunluk yaratılması ve ihtiyaç ile eşyanın ilişkilendirilmesi, tasarım olarak adlandırılmaktadır. Ürün tasarımı üç amaç için yapılmaktadır.
Tasarımda problemler, mevcut malzeme ve teknoloji kullanılarak, düşünce ile çözülmeye çalışılır. Belirsiz bir gelecek, sınırlı doğal kaynaklar ve sosyal yabancılaşma gibi problemler karşısında tasarımcı, geleceğe yönelik, anlamlı, kimlikli, yaratıcı görüşler geliştirmek durumundadır. Bu yüzden, ergonomi disiplini ile, pazarlama konularıyla, güvenlik faktörleriyle, ekolojiye ve algılamaya ilişkin bilgilerle bağlantılı olan ürün tasarımcılığı, farklı disiplinlerden topladığı tüm verileri yorumlayarak ihtiyaçları karşılayıcı çözümler getirmek durumundadır. Tasarım kalite ve pazarlama ile direkt ilişkili olduğundan rekabet arttırıcı, yeni pazarlar kazandırıcı, kar yükseltici bir öğedir. Zamanımızda kalite, yalnız iyi işçilik ve güzel malzeme olarak düşünülmemekte, tasarım da kalitenin bir bölümü olarak kabul edilmektedir. Tasarım, ürünün albenisini arttırarak, rekabeti geliştirir ve satışları artırır. Başarılı bir pazarlama, tüketicinin gerçek ihtiyaçlarının belirlenmesi ile mümkündür. Gelişmiş ülkeler de gelişmekte olan ülkelerin gerçek ihtiyaçlarını belirlemekte ve kendilerine yeni pazarlar yaratmaktır. Türkiye bu açıdan şanslıdır, zira gelişmekte olan ülkelerin gereksinmelerini daha iyi kavrayabilecek konumdadır. Türk mobilya sektörünün özgün tasarım kültürü oluşturabilmesi, sektörün yapısal problemini çözmesine bağlıdır. Ülkemizdeki bazı büyük ölçekli firmaların tasarım bölümleri olup, bazıları da serbest tasarımcıların ürünlerini üretmektedirler. Ancak sektördeki işletmelerin büyük bölümünün küçük ölçekli oluşu, sektördeki en büyük sorundur. İletişim dünyasındaki gelişmeler, küçük işletmelerin büyük firmaları taklit ederek yaşamalarını zorlaştırmakta ve günümüz tüketici profili de özgün ürünler peşinde koşan bir karakter sergilemektedir. Türk ekonomisinin gözde sanayi dalları arasında olan mobilya sektörü, en fazla taklitçilik yapılan sektörler arasında yer almakta, bu da model oluşturmak için büyük kaynaklar harcayan işletmelere darbe vurmaktadır. İşletmelerin yarattıkları modeller ancak Türk Patent Enstitüsü'ne tescil ettirilerek yasal koruma altına alınabilir ve taklitçilerine cezai müeyyide uygulanabilir. KALİTE Ürün kalitesi, güvenilirlik, dayanıklılık, onarılabilme gibi kalite özelliklerinin belli oranlar ve dengeler içinde bir araya gelmesinden oluşur. Bir ürün, yaşam süreci boyunca, ihtiyaç duyulduğu her anda, üretim amacına uygun işlevini yerine getirmekle yükümlüdür. Diğer bir deyişle ürün güvenilir olmalıdır. Ürünün bakımı belli düzeyde sağlanmalı, yaşam süreci boyunca onarılabilmeli, müşteri gereksinimlerine uygun görünümde, çekici olmalıdır. Bunlar ve diğer ürün özellikleri, belli oranlar ve dengeler içinde bir araya geldiği zaman, o ürün için gerçek anlamda “kalite” bütünlüğü sağlanmış olur. Müşteri memnuniyeti ile yönlendirilen ve yönetilmesi gereken kalite bu şekilde tanımlanabilir. Dar anlamda kalite, ürün kalitesi olup, geniş anlamda ise iş kalitesi, hizmet kalitesi, iletişim kalitesi, süreç kalitesi, işçiler, mühendisler ve yöneticileri içeren insanların kalitesi, sistem kalitesi, firma kalitesi, hedeflerin kalitesini içerir. Kalite güvenliği, bir üründe kalitenin müşterinin güvenle satın alabileceği ve uzunca bir süre güven ve tatminle kullanabileceği şekilde sağlanması anlamına gelir. Bu güvenin oluşması için genellikle uzun süre gerekir. Satılan ürünün hatalı ya da eksik olmaması yeterli değildir. Tasarım kalitesi sağlanarak, tüketicinin beklentilerine tam anlamıyla yanıt verildiğinden emin olmak gerekir. Kalite güvenliği, üretici ile müşteri arasında yapılan sözleşme niteliğinde olup sağlanması için araştırma, planlama, tasarım, imalat, satış ve satış sonrası hizmet bölümlerinin hepsini içine alan politikalar oluşturulmalıdır. Bu politikalar, yardımcı malzeme ve yedek parça imal eden yan sanayiciler ile dağıtım sistemlerine de uygulandığında, topyekün kalite güvenliğinden söz edilebilir. Kalite güvenliğinde tüketici isteklerine yanıt verecek kalite sağlanmalıdır. Üründe yalnız ulusal standartları ve normları sağlamak yeterli değildir. Ancak ulusal standartlara uygun olmayan ürünlerin kalite güvenliğinden söz edilemez. Dışsatımı yapılan tüm ürünler, satılacakları ülkelerdeki tüketicilerin isteklerini karşılamalı, oradaki zorunlu standartlara uygun olmalıdır. TS-ISO 9000, üretim ve hizmet sektörlerinde kalite güvencesini sağlamak için oluşturulmuş kapsamlı bir standartlar kümesidir. ISO 9000 standartları, bir firmanın kalite sistemini çalıştırmasını, geliştirmesini ve belgelemesini ister. Kısaca, firma içinde, yönetimin, kalite tetkik uygulamaları için sahip olduğu sorumluluktan, satın alma politikalarından eğitime kadar uzanan kalite yönetim uygulamalarının tümünü kapsar. ISO 9000, sahip olunan kalite düzeyinin elde edilmesi sırasında uygulanan işlemlerin kayıt altında olduğunu ve öngörülen işlem akışlarının uygulandığını gösterir. Dar anlamdaki ürün kalitesi, bir mobilyanın kabul edilmiş standartlara uygun olarak kullanım süreci boyunca sürekli, sağlam ve güvenli şekilde işlevini yerine getirmesidir. Mobilyadaki ölçülebilir teknik kalite özellikleri DIN, CEN, ISO, TSE gibi standartlar enstitüleri, imalatçı örgütleri, tüketici örgütleri, vb. gibi kuruluşlar tarafından saptanır: Bu standartlarının belirlenmesindeki amaç: 1) Tüketiciye, ürün değerini karşılaştırabilmesi için referans koymak, 2) İmalatçının kaliteli ürün üretme kabiliyetini ispatlaması ve abartılmış talepleri geri çevirebilmesi için bir ölçüt sağlamak. 3) Karşılaştırılabilir durumlara dayanan uluslararası ticareti kolaylaştırmaktır. Mobilyaların belirlenmiş standartlara uygunluğu, mobilya testleri ile belgelendirilir. Mobilya testleri genellikle üniversite, devlet kuruluşu gibi bir bağımsız kurum ile bağlantılı kalifiye ve tarafsız enstitü veya laboratuarlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Örneğin Almanya'da mobilya testleri Nürnberg'deki, Bavaria Eyaleti Ekonomi Bakanlığına bağlı Landesgewerbeanstalt, İngiltere'de ise sektör temsilcilerinin kurduğu FIRA International (Mobilya Sanayi Araştırma Kuruluşu) tarafından yapılmaktadır. Türk Standartları Enstitüsünün Ankara Laboratuarlarında yaptığı mobilya testleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Tablo 11. MOBİLYA İLE İLGİLİ TSE`DE YAPILAN TESTLER
HAMMADDE VE ARAMADDELER AHŞAP Ahşap mükemmel bir malzemedir. Ahşap ile 250 metrelik açıklıklar kolonsuz geçilebilmekte, bu tip konstrüksiyonlarda, ağır olması nedeni ile çelik kullanılmamaktadır. Hava şartlarına, kimyasallara dayanıklılık açısından en iyi malzeme gene ahşaptır. Elektrik ve telekomünikasyon hatlarında kullanılan ahşap direklerin hizmet ömürleri 50, su soğutma kulelerinde kullanılan ahşap dolguların 30, ahşap karayolu köprülerinin ise 50 yıldır. Bu alanlarda karbonatlaşma sorunu olan beton ve çeliğin ömrü yukarıdaki rakamların çok altındadır.. Ahşap, kaynağı yenilenebilen tek yapı malzemesidir. Üretimi ve işlenmesi için az enerji istemesi, dönüşebilir olması ve üstün ısı yalıtım özellikleri ile çağımızın çevre ve enerji sorunlarına en uygun malzemesidir. Ahşap kullanmak ormanların yaşamasını ve gençleşmesini sağlar. Nitekim fazla ahşap kullanan ülkelerde orman alanları devamlı genişlemektedir. Ahşabın bir önemli özelliği, binlerce türü olmasıdır. Dünyada 20.000’in üzerinde ağaç türü olup, yapılacak işe uygun tür mutlaka vardır. Ağaç türleri; renkleri, dokuları, sertlikleri, taşıma kabiliyetleri, dayanıklılıkları, boya tutma kabiliyetleri, kurutulma kolaylıkları, lif düzgünlükleriyle birbirlerinden ayrılırlar. Tablo 12. de çok kullanılan ağaç türlerinden bazılarının özelliklerini verilmektedir. Tablo 12. En çok kullanılan ağaç türleri ve özellikleri
AHŞABIN KORUNMASI İşlenme kolaylığı, hafifliği, mukavemeti, ses, ısı ve elektrik yalıtım özelliklerine sahip, ancak biyolojik bir madde olan ahşabı bazı dış etkenler zamanla çeşitli deformasyonlara uğratırlar. Bu etkenlerden en önemlisi nemdir. NEM: Su, ahşabın asıl bileşenlerinden biridir. Ahşaptaki suyun bir miktarı (%25-30) ahşap liflerine kimyasal olarak bağlıdır. Ahşabın çalışması, ıslanma ya da ortam rutubetinin değişmesi ile boyut değiştirmesi olup, çok sık karşılaşılan bir olaydır. Ancak ahşabın seçimi, kurutulması ve ahşap elemanın tasarımı doğru yapılırsa bu problemler ile karşılaşılmaz. Her malzemenin çalıştığı unutulmamalıdır. Isı ile boyut değiştirmeyen, yumuşayıp sertleşmeyen ahşap, sadece suyla ve yalnız enine kesitlerde çalışır. İşte bu nedenle çok büyük açıklıklar geçmede ve gündüz-gece arasındaki ısı farklarının yarattığı problemleri çözmede ahşap, tasarımcıya büyük olanaklar sağlar. Ahşabın nem ile boyut değiştirirken dönmesi, boyuna kesitinde liflerin düzgünlüğüne dikkat edilerek önlenebilir. Ahşabın nem oranı, kurutulmuş ağırlığının yüzdesi olarak ifade edilir. Yani, yarısı kuru ahşap lifi ve yarısı da nem olan bir parça ahşabın nem oranı %100 dür. Bu nedenle, yeşil kerestenin nem içeriği %100 den çok daha fazla olabilir. Ahşabın nem oranını belirleme yöntemlerinden birinde, ahşaptan alınan numuneler tartılır, 101-105°C de kurutulur ve tekrar tartılır. Bunun arkasından, nem içeriği, aşağıdaki formülden belirlenir: (İlk ağırlık - son ağırlık) / Son ağırlık * 100 = % nem içeriği Yeni kesilmiş ağaç kururken, içerdiği nemin, kuru ağırlığının %30'u miktarına düşmesine kadar asıl boyutlarını korur. Lif doygunluk noktası olarak bilinen bu noktadan itibaren, kurudukça büzülür. Benzer şekilde, kuru ahşaptaki nem maksimum %30 oranına kadar arttığında şişer. Nem oranının, bu oranın üzerine çıkması daha fazla genleşmeye sebep olmaz. Nem hareketi, sehim (aşağı eğilme), burkulma ve çatlama gibi şekil değişikliklerini de beraberinde getirebilir. Bu yüzden mobilyada kullanılan ahşap %8-14 nem oranına kadar kurutulmalıdır. Nem Ölçerler: Endüstride kullanılan nem ölçerler, farklı nem içeriklerinin yarattığı elektriksel direnç farklarını ölçmektedirler. Bu ölçüm cihazları, ahşabın elektrik direncinin, ahşabın kuruluğu ile doğru orantılı olduğu esasına göre çalışmakta olup, ahşaba batırılan iğne şeklinde elektrotlar 6-8 mm ahşap içine girip, geçtikleri en nemli bölgenin nem oranını gösterirler. Ahşabın elektrik direnci, lif doygunluk noktasının altında, yani, %25-30 nem içeriğinde önemli ölçüde değişmeye başlamaktadır. Bu yüzden, direnç tipi nem ölçüm cihazları, %25 nem içeriğinin üzerinde daha hatalı sonuçlar verirler. Yaklaşık olarak %7’nin altındaki nem oranında, ahşabın iletkenliği keskin bir şekilde azalmakta, cihazlar bu kadar yüksek direnci doğru şekilde ölçememektedir. Ancak, %7 ila %25 arası nem oranı aralığı, ahşabın kullanıldığı bir çok hizmet koşulu için uygundur. Belirli bir nem içeriğindeki direnç, farklı türler arasında önemli oranda değişmektedir. Ancak bu değişiklik hesaplanabilir ve özel türlere uygun kalibrasyon ölçekleri uygulanabilir. Ölçüm cihazlarından doğrudan yapılan okumalar genellikle en sık kullanılan keresteler için geçerlidir. Ahşabın liflere dik yöndeki elektrik direnci, liflere paralel yöne göre daha fazladır. Belirli bir nem oranındaki iletkenlik, ahşabın sıcaklığı ile artmaktadır. Ahşabın kurutulması: Ahşap malzemeden istenen verimin alınabilmesi için uygun nem oranına kurutulmuş olması gerekir. Bu da kurutma işleminin uygun koşullarda ve doğru yapılmasıyla ilgilidir. Su, ahşabın hücre boşluklarında serbest durumda, hücre duvarlarında da öz içine nüfuz etmiş olarak bulunmaktadır. Kurudukça, öncelikle serbest su kaybedilir.Yaklaşık olarak %30 nem içeriğinin biraz altına kadar lifler doymuş ve şişmiş olarak kalır. Daha sonra kuruma, kademe kademe gelişen çekme olayına neden olur. Kurutma işlemi açık havada veya fırında gerçekleştirilebilir. Doğal kurutma uzun sürede yapılabilen ve koşulları zor bir işlem olup, özellikle %20’nin altındaki nem içeriklerine ulaşmak için fırında kurutma gerekmektedir. Fırında kurutmanın önemli bir ek avantajı ahşapta bulunan reçinenin dışarı atılmasını sağlayarak, boyamada karşılaşılan reçine kusması problemini azaltmasıdır. Ahşabın kuruması, haftalarla ölçülen sürelerde gerçekleşir. Son kullanımına uygun nem oranında kurutulmuş kereste, nem değişimleri minimumda kalacak şekilde depolanmalıdır. GÜNEŞ: Güneşin etkisi ile ahşabın rengi solar, grileşir ve zamanla çatlar ve elyaf kaybedebilir. Ahşabın yüzeyinde küf oluşması, çatlaklarında pislik birikmesi, çatlağın büyümesi ile içeriye su girmesi gibi bozulmalardan korumanın yolu, yüzeyini boya, vernik, cila gibi bir koruyucu ile kaplamaktır. Yüzey Koruyucu Seçimi: Doğru yüzey koruyucuyu seçmek için önce yüzeyin neden korunacağı belirlenmelidir. Yüzey koruyucu seçiminde ikinci kriter ise elde edilmek istenen görüntüdür. Güneşin etkisiyle solmuş ya da kararmış yüzeylerde boya performansı kötüdür. Ahşap malzeme doğa şartlarında bekletilmemeli, güneşten etkilenmiş yüzeyler ise boyanmadan önce iyice zımparalanarak solmuş ya da kararmış tabaka tamamen kaldırılmalıdır. Budaklardan reçine sızmasını engellemek ya da boya sökmek için yüzeyin yakılması da boyanın hizmet ömrünü azaltır. Yanmış yüzey boyanın ahşaba nüfuz etmesini engeller ve ömrünü kısaltır. Ahşap elemanların üretilmesinde tasarım da her zaman çok önemlidir. Örneği, keskin köşeler üzerindeki boyanın ömrü yuvarlatılmışa göre çok az olacaktır. MDF MDF (Medium Density Fiberboard=Orta Yoğunlukta Lif Levha) ağaç liflerinin sıcakta sertleşen reçine ile birbirine kaynaştırılması suretiyle levhalar halinde üretilen ahbap esaslı bir malzemedir. MDF'nin her noktasında liflerin eşit dağılması ve çok yoğun bulunuşu, levhanın her iki yüzünün olduğu kadar, kenarlarının da makinayla herhangi bir kırılma olmaksızın, malzeme parçacıkları arasında boşluklar ortaya çıkmaksızın işlenmesine imkan sağlamaktadır. MDF, masif ahşaba alternatif olarak, masa tablaları, kapı panelleri, kenarları pahlı veya profil yüzeyli çekmece alınları gibi parçaların üretilmesinde başarıyla kullanılabilinmektedir. Makina ile işlenmeye elverişli, sağlam, düzgün ve homojen bir yüzeye sahip olan MDF gerek boyamada, gerekse dekoratif folyo veya ahşap kaplamada çok iyi bir taban oluşturur. Makinada işlenmesinin kolay olusu, stabilitesinin mükemmel olusu, boyutlarının hemen hiç oynamaması, standart boyutlarda sağlanabilmesi, her iki yüzeyinin de zımparalanmış ve mastarlanmış olusu , herhangi bir yerinde budak, çatlak, kıymık gibi özürler görülmemesi; her noktasının aynı yoğunlukta bulunması, kullanıma hazır oluşu, herhangi bir hazırlık işlemi gerektirmeyişi, hemen her çeşit lak, boya, vernik vs. yi kabul etmesi, ahşap kaplama, PVC kâğıt, melamin gibi malzemelerle kaplanabilmesi, gerek iki yüzeyinden gerekse kenarlarından girecek vidaları mükemmel tutabilmesi şeklinde özetlenebilecek özelliklerinden ötürüTürkiye'de ilk olarak kullanılmaya başlandığından bu yana masif ağaçla aynı biçimde hatta daha kolay işlenip kullanılmakta; kordon , kanal, lamba, zıvana gibi makina işlemlerinde iyi sonuç vermekte; bunlara ek olarak çatlaksız, budaksız. kıymıksız, düzgün yüzeyli, sabit boyutlu ve en önemlisi daha ucuz olusu nedeniyle çoğu zaman masife tercih edilmektedir. AKSESUAR Talepte tercih nedeni olacak etmenler göz önüne alındığında mobilya endüstrisinde ahşap dışı diğer malzeme ve aksesuarların ne denli önemli ve satışta ne kadar etkili oldukları görülmektedir. En temel anlamda, üzerinde oturma-yatma ve içinde eşya saklama ihtiyacımızı karşılayan mobilya, kullanıma doğrudan etkisi olmayan malzemeleri bol miktarda kapsamaktadır. Mobilyaya kullanışlılık, prestij görünümü, güvenilirlik açısından ayrıcalık veren unsurların en önemlilerinden biri, birleştirme elemanları, kulp, askı, ray, menteşe, vs. gibi aksesuarlardır. Mobilya bunlarla kişilik kazanır, beğeni ve satış avantajı yakalar. Aksesuarlar, maliyet düşürücü unsur olarak görülmeyecek kadar toplam malzeme maliyetinde payları az, fakat tüketici beğenisini kazanmak, satışta tercih sebebi olmak, satış şansını ve karını arttırmak açısından çok önemli malzemelerdir. Bu nedenle üretici, malını müşterisine beğendirebilecek özellik ve ayrıcalıkları sağlayan, ürettiği mobilyalara güzellik, kullanışlılık ve dayanıklılık katan aksesuarları tercih etmektedir. Görünüm bütünlüğünde hafif kaçan ve çekince elde kalan kulplar; menteşenin neden olduğu kapak sarkmaları ve düşmeleri; zor ve sesli çalışan çekmece rayları; sallanan mobilyalar, kötü seçilmiş aksesuarların neden olduğu müşteri kaybettirici unsurlardır. LAMİNAT Kullanım koIaylığı, zengin renk ve desen çeşitliIiği gibi niteliklere sahip laminat, reçine emdirilmiş kraftın yüksek basınçlı preslerde basınçlanması tekniğiyle elde edilir. Rulo laminatlar CPL diye anılan sonsuz presleme tekniği ile, lamine Ievhalar da birkaç kat HPL kraft tabakanın plaka halinde preslenmesi tekniği ile üretilmektedir. Laminatların en önemli özelliği, ısı transferi yöntemi ile şekillendirilebilmeleridir. Buna da teknik olarak postforming özelliği denir. Laminatın postforming özelliği plakaların veya ruloların raf ömrü ve depolama şartIarı ile doğru orantılıdır. Laminat özel şartlar altında, ıklimlendirme odalarında veya klima şartlarında, 18 0C ısıda ve % 60 rutubette depolanmalıdır. Aşırı sıcak veya aşırı soğuk depolama şartlarında laminatın raf ömrü kısalmakta, laminat kullanımı olumsuz yönde etkilenmektedir. DÖŞEMELİK VE PANEL KUMAŞ Günümüz mobilyalarının döşemelik kumaşlarında aranan, buruşmama, silinebilme, rahat kullanım, terletmeme, solmama gibi özellikler ile günün modasını yansıtan renk ve desenler olup, kumaşlar, iç mekan dekorasyonunda önemli bir yer tutmaktadır. Kumaş seçiminde fiyat, kalite, renk, ışık ve desen faktörlerini gözetmek, ayrıca mekanın ısı koşullarını da değerlendirmek gerekir. Kumaş, dayanıklılığını, renk solmasını, kullanım sürecinde oluşabilecek yıpranmaları görebilmek için uygulanan "abrasion" testinden geçmiş olmalıdır. Döşemelik kumaşlara uygulanan scotchgard ve teflon gibi çeşitli apre türleri vardır. Bunlar kumaşın leke ve su tutmazlığı, yanmaya dayanıklılığı gibi özellikleri sağlar. Döşemelik kumaşın sahip olduğu apre türleri de bilinmesi gereken noktalardandır. Döşemelik kumaşa yapılan doğru bakım ile ömrü artırılabilir. Kumaş, beyaz sabunlu nemli bezle silinebilir. Döşemelik kumaşlarda, kumaşın iki yüzü de birbirine çok benzediğinden, alırken satıcı firmadan bilgi edinmek, önemli bir detaydır. İç mekanda kullanılacak kumaşın rengini seçerken ortamdaki doğal ışığın ve çeşitli aydınlatma faktörlerinin kumaş üzerindeki etkisi hesaba katılmalıdır. Kadife, şenil, şintz, pamuklu, ipek, keten ve yün gibi kumaş çeşitleri, iç mekanın ısısına göre değerlendirilerek kullanılabilir. Son yıllarda, özellikle kamuya açık yerlerde uygulanan yangın önleme tedbirleri, pek çok üretici gibi tekstilcileri de bu yönde ürün geliştirmeye zorlamış, yönetmeliklerin ilk bakışta sevimsiz görünen kuralları, kısa sürede üretim alanında bir rekabete yol açmış ve bunun sonucu döşemelik kumaşların kalitesinde olumlu gelişmeler olmuştur. Yangın esnasında ölümlere neden olan maddeler sıralandığında ilk sıraya tekstil ürünleri ve döşemelik kumaşlar konmaktadır. Döşemelik kumaşlar, yanmazlık veya yanmayı geciktiricilik özelliği taşıyacak şekilde üretilmelidir. EĞİTİM Türk mobilya endüstrisinde ağırlıklı olarak yer alan küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük bir kısmı; teknolojik düzey ve eğitilmiş teknik eleman açısından çeşitli yetersizlikler içindedir. Ülkemizde, mobilyacılık sektörüne eğitilmiş işgücü yetiştiren kurumlar, Anadolu Teknik Liseleri, Anadolu Meslek Liseleri, Teknik Liseler, Endüstri Meslek Liseleri, Çok Programlı Liseler, Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri, Mesleki Eğitim Merkezleri, Milli Eğitim Bakanlığı Erkek Teknik öğretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı bünyesinde örgün ve yaygın endüstriyel teknik öğretim yapılan okullardır. Ülkemizde mobilya ve dekorasyon eğitiminin verildiği bu okullara ek olarak, halen çalışan, ancak eğitim düzeyi yetersiz gençleri 3308 sayılı çıraklık ve mesleki eğitim kanunu kapsamında eğiten ve yetişkinlerin mesleki gelişmelerini sağlamak üzere özel kurslar düzenleyen Milli Eğitim Bakanlığı, çıraklı eğitim merkezi de vardır. Dünyadaki küreselleşmenin getirdiği ekonomik liberalleşme eğilimlerinin hız kazanması, sermayenin serbest dolaşımındaki artış, ticaretin serbestleşmesi, ürün niteliklerinde uluslararası standart olgusunun artması ile ülkemiz sanayiindeki gelişmeler sonucu üretim ve hizmet sektöründeki çeşitlenmeler, endüstrimizin ihtiyaç duyduğu ara kademe teknik insan gücü niceliğinin ve niteliğinin de gelişme ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Türk mobilya sektöründe nitelikli işgücünün yaratılması ile üretimde kullanılan kaynaklardan azami fayda sağlanacak, ürünler teknik standartlara uygun kalitede üretilecek, iş verimliliği artacak, tüketici istekleri en yüksek oranda karşılanacak, uluslararası pazarda rekabet edilebilecek, gelişen teknoloji yakından takip edilebilecek, toplam kalite anlayışı yerleşecektir. Dinamik yapıya sahip olan Türk mobilya sektörünün böyle sağlıklı bir çizgiye oturtulması, ülke ekonomisine olan katkısını artıracaktır. PAZARLAMA ve SATIŞ Mobilya sektörü, ağaç üretiminden başlayarak, tüm mobilya, oturma grupları, mutfak, ofis mobilyaları, vb. üreticileriyle, bunlara makine, diğer yatırım malzemeleri, hammadde ve malzeme temin eden sanayi kuruluşlarını, yan sanayicileri ve fason üretim yapanları kapsamaktadır. Sektörün pazarlama ve satış faaliyetlerinden ise, Türkiye'de üretilen bitmiş ürünün veya her türlü tam ya da yarı mamul işlenmiş malzemenin yurt içi ve yurt dışı pazarlama ve satışı anlaşılmaktadır. Genelde küçük şahıs şirketlerinden oluşan sektörde, markalı mobilyanın toplam satış hacmi içindeki yeri yakın geçmişe kadar % 10'dan daha az olarak tahmin edilmekteydi. Son zamanlarda koltuk, kanepe gibi kumaş kaplı oturma gruplarındaki markalı isimlerin artmasıyla, bu oranın tüm sektörde % 10 - 20 arası olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla, mobilya ticaretinin çok önemli bir kısmı kayıt dışıdır. Bu da disiplini ve ortak hareket etme imkanlarını ortadan kaldırmakta, sektörün ölçülmesine engellemekte, sektöre giren işletmelerin kalitesinin düşmesine neden olmakta, sektör ortak çıkarları için bir araya gelmekte zorlanmaktadır. Mobilya, ikamesi olmayan bir ürün olup, sektör gelişirken başka bir üründen veya sektörden pay almaz. Türkiye'de hala yer sofrasında yemek yeme oranının % 51 olduğu düşünüldüğünde, sektörün kendi üretim hacmini geliştirme potansiyeli çok fazladır. Çok fazla bilinçli olmayan ortalama mobilya tüketicisinin alışkanlıklarının değiştiği ve gerek üreticilerden, gerekse satıcılardan beklentilerini her geçen gün arttığı bir gerçektir. Mobilya satış mağazalarının teşhir alanları büyüklüğü, o ülkenin satış sistemi ve satın alma alışkanlıkları hakkında önemli fikir vermektedir. Türkiye'de bu ortalama 300 m2'nin altında olduğu tahmin edilen satış mağazası alanı, İngiltere'de 1300 m2, Almanya'da 1100 m2, İtalya ve İspanya’da 380'er m2'dir. Satış ve pazarlamayı etkileyebilecek faktörler dikkate alındığında, sektörün önünde;
Sektörde güçlü ülkelerin birbirlerinden etkilenen kendilerine has bir tarzlarının olduğu gerçeğinden hareketle, Türk insanının yaşam tarzına uygun mobilya tasarımına önem verilmeli, mobilyada tatmin düzeyinin yükseltilmesi konusunda çaba sarf edilmelidir. Bunun için daha çok tasarımcının mobilya sektörüne katılması sağlamalı, mobilya tasarımı cazip hale getirilmeli ve teşvik edilmelidir. Dış mobilya pazarı, A.B.D., Avrupa ve gelişmiş ülkeler ile Eski Sovyet Cumhuriyetleri, Orta Doğu, Asya, Afrika ülkeleri gibi gelişmekte olan pazarlar, şeklinde farklı karakter gösteren iki grup halinde incelenebilir. Mobilya ihracatımızı arttırmanın ön koşulu, satış potansiyeli olan ülkelerin tespiti ve bunların objektif bir şekilde analizidir. Potansiyel ülkeler belirlenirken, toplam üretimleri, ithalat ve ihracatlarının ürün gruplarına göre dağılımı, yerel üretimlerinin kuvvetli ve zayıf yanları, demografik ve ürün bazında potansiyel iş imkanları, fiyat yapısı ve dağıtım kanalları incelenmelidir. Örneğin Almanya'nın toplam ihracatında mutfak mobilyasının payı % 16.7, fakat ithalatında % 1.5 olduğu dikkate alındığında, Almanya'nın potansiyel bir mutfak alıcısı olmadığı kolayca görülür. Uluslararası ticaret dikkate alındığında, sektörümüzün kuvvetli yönleri:
zayıf yönleri ise:
sayılabilir. SEKTÖREL DIŞ TİCARET ŞİRKETLERİ Şu anda sektörde MOSAŞ (Mobilya Sanayicileri Dış Ticaret Şirketi) ve Ankara Mobilya Dış Ticaret A.Ş. olmak üzere iki adet SDTŞ bulunmaktadır. Sektörün rekabet gücünün arttırılması, küçük işletmelerin kendi aralarında birleşerek, teknik ve ekonomik güçlerini bir araya getirmeleriyle mümkündür. Böylece küçük ve orta ölçekli firmaların sektörel bazda bir organizasyon altında toplanarak dünya pazarına açılmaları ve dış ticarette uzmanlaşmaları ve dolayısıyla daha etkin faaliyet göstermeleri imkanı doğacaktır. Birbirleriyle rekabet etmeyen, aynı üretim dalında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin ancak SDTŞ olarak örgütlenmeleriyle ihracat yapmaları kolaylaşır. Bu tür organizasyonlarda üretim dışında oluşturulacak satınalma, pazarlama, finansman gibi birimler kanalıyla KOBİ’ler daha verimli ve rasyonel çalışma düzenine kavuşmuş olacaklardır. İhracatta örgütlenmenin ülke ekonomisine sağlayacağı yararlar aşağıda sıralanmaktadır.
SDTŞ'lerin, yeni katılan firmalara sağlayacağı yararlar ise şunlardır:
NAKLİYE ve AMBALAJ Satılan mobilyaların alıcıya sağlam ve eksiksiz olarak ulaştırılması gereklidir. Demonte paket mobilya üreten firmalar haricindeki, özellikle ihracat yapan üreticiler, ürettikleri ürünlerin farklı ölçülerde olduğu ve ihraç edilecek ürün adedi az olduğu için, iyi ambalajlama yapamamakta, uyguladıkları ambalaj ise genellikle oluklu karton ve havalı naylon ile sınırlı kalmaktadır. Mobilyaların alıcıya sağlam ulaşması için kullanılan kolileme sistemi, koli adet/birim fiyat oranı göze alındığında, seri üretim yapan firmalar haricinde uygun görünmemektedir. İyi standartta ambalajlamaya geçiş için, imal edilen benzer ürünlerde belirli ölçüler kullanarak, kullanılan koli adedini çoğaltmak ve yüklemelerde mümkün olduğu kadar palet kullanmaya özen göstermek gerekmektedir. Mobilyalarda meydana gelen hasarların bir kısmı da nakliyeden kaynaklanmaktadır. Kaba yük taşımaya alışmış nakliyatçı firmalar, hazır mobilya gibi hassas yükleri taşırken gerekli özeni yeterince göstermemekte, bazı firmalar da mobilyayı alıcıya teslim etmeden önce aktarma yapmakta, özen gösterilmeden yapılan nakliye ve aktarma, mobilyalarda hasara sebep olmaktadır. Bu olumsuzluğu yenmek için nakliyeci firmalara mobilya ve nakli hakkında bilgi vermek ve bu ürünü taşımaya uygun vasıta istemek gereklidir. Mobilya ihracatı sırasında, gümrüklerde de çeşitli pürüzler çıkmakta, ambalajlar bozulmaktadır. Her türlü maliyet düşürücü olanaklara sahip olan sektörde, değişik fiyatlara sahip mobilyalar, gümrük çalışanları için bir tedirginlik kaynağıdır. Bu tedirginlik yüzünden gümrükçüler ihraç ürünlerden ya birer adet numuneyi alıkoymakta, ya da İhracatçı Birlikleri'nden ekspertiz istemekte, bu da ürünün alıcıya geç ulaşmasına neden olmaktadır. Bunun için gümrüklerde çalışan muayene memurlarına mobilya ve diğer ürünler hakkında eğitmek veya ihtisas gümrükleri oluşturmak yararlı olacaktır. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||