|
İÇİNDEKİLER Türkiye'de Mobilyacılık Sektörünün Durumu Türkiye'nin Diğer Ülkelerle Karşılaştırılması Mobilya Sektörünün Ana Bileşenleri Sürgülü DolapYatak Ev Mobilyas Ev Taşıma Teknik Servis İzolasyon Dış Cephe İlgili Diğer Aramalar
|
TÜRKİYE'DE MOBİLYACILIK SEKTÖRÜNÜN DURUMU Türk mobilya endüstrisi, çoğu geleneksel yöntemlerle çalışan atölye tipi küçük ölçekli işletmelerin ağırlıkta olduğu bir görünümdedir. Buna karşın özellikle son 15-20r yıllık süreçte küçük ölçekli işletmelerin yanı sıra orta ve büyük ölçekli işletmelerin sayısı artmaya başlamıştır. Ağaç İşleri Federasyonu’na kayıtlı olarak mobilya işi ile uğraşan 550 bin küçük ölçekli işletme mevcut olup, Sanayi Ticaret Odaları’na kayıtlı üyelerin de bu grup içinde değerlendirilmesiyle işletme sayısının 600000-650000'i bulacağı söylenebilir. Fabrikasyon üretim yapan firma sayısı 10 civarındadır. 30.11.1997 itibarı ile sektörde yabancı sermayeli 9 firma bulunmakta olup, bu firmalardaki yabancı sermaye payı % 75.37’dir. Sektörün toplam yabancı sermaye içindeki payı ise % 0.01 gibi oldukça düşük bir düzeydedir. Türkiye’nin mobilya üretiminin değeri, 1994 yılında 27.06 trilyon TL’dir. Üretim, 1995 yılında % 16,5’lık bir artışla, 1994 yılı fiyatları ile, 31,513 trilyon TL olarak gerçekleşmiştir. 1996 yılı üretim değeri 1994 yılı fiyatları ile 33,135 trilyon TL’dir. Tablo 1. Türkiye'de Mobilya Üretimi ( Milyar TL, 1994 Fiyatlarıyla )
Kaynak : DPT Ülkemizde mobilya imalat sektörü, pazarın yoğunlaştığı belirli bölgeler civarında toplanmıştır. Önemli mobilya üretim bölgelerinin toplam üretimdeki payları sırası ile;
Görüldüğü gibi bölgeler içinde Ankara ilk sırada yer almaktadır. Ankara’da, Siteler semtinde emek yoğun mobilya üretimi yapan birçok küçük ölçekli işletme vardır. İkinci önemli üretim bölgesi olan İstanbul’da ise mobilya üreticileri şehrin çeşitli kesimlerine dağılmış durumdadır. Büyük ormanlık alanlara sahip olan ve bununla birlikte orman ürünleri sanayinin hızlı bir gelişme gösterdiği Bursa-İnegöl Bölgesi ise henüz küçük ölçekli mobilya atölyelerine sahip bulunmakla birlikte, gelişme dinamiği yüksektir. Diğer önemli bölgelerden Kayseri ise kanepeler, açılır-kapanır koltuklar konusunda büyük potansiyeli olan bir bölgedir. Mobilya sektöründe, kapasite kullanım oranlarına bakıldığında önemli bir hareketlilik görülmemektedir. Sektörde kapasite kullanın oranı, 1994 ’de % 68, 1995’te % 72,2, 1996’da % 72,9 olarak gerçekleşmiştir. Tablo 2. Kapasite kullanım oranları
Kapasite kullanımının artırılamamasındaki en önemli etkenler iç pazardaki talep daralması ile finansman ve hammadde yetersizlikleridir. Sektörün büyük ölçüde iç piyasaya dönük yapılanması, iç talep yetersizlikleri karşısında kapasite kullanımını olumsuz etkilemektedir. Sektörün dış pazarlara açılabilmesini sağlayacak dönüşümler gerçekleştirilirse, kapasite kullanım oranları da büyük ölçüde yükselecektir. Türk mobilya sektörü, mobilyacılığın ülkeye bir sanayi olarak girdiği ilk dönemlerden bugüne büyük ilerlemeler kaydettiği yadsınamaz. Ancak bu gelişmeler, mobilya sektöründe sürekli yaşanan sıkıntıları giderememiştir. Artık dış piyasalarda var olmayı hedeflemeleri gereken Türk mobilyacıları, sorunlarını aşıp, uluslararası pazarların trendini yakalamalıdır. Mobilya sektörü her gün gelişirken, önündeki ufuklar da genişlemektedir. Gelişmiş ülkelerde, mimari tasarımlarla birlikte ilerleyen mobilyacılık, tasarımlarda ortaya konan yaratıcılık, malzemenin ulaştığı çeşitlilik ve kullanılan ileri teknoloji ile geleceğin önemli bir imalat sektörüdür. Bugüne kadar tekstil ve otomotiv gibi sektörlerin gölgesinde kalan mobilya sektörü, ülkemizin lokomotif sektörleri arasına girmeye adaydır. Oturma gruplarından, büro mobilyasına; genç odasından, dekorasyon eşyalarına kadar çok geniş bir yelpazede binlerce ürüne sahip bu sektör, kalitesi ve ürün çeşidiyle dünya pazarında adından daha çok söz ettirecek potansiyeldedir. Mobilya sektörü sadece mobilya üreticilerini kapsamamaktadır. Sunta, MDF, kaplama vs. gibi hammadde üreticileri, makina üreticileri, mimarlar, dekoratörler, metal, plastik, ahşap aksesuar üreticileri, yapıştırıcı, tutkal, boya, polyester, cila, sünger vs. gibi kimyasalların imalatçıları, döşemelik deri ve tekstil üreticileri gibi sayısız işkolu da sektörümüze destek vermektedir. Sektörde faaliyet gösteren işletmelerin büyük çoğunluğu ürünlerini tanıtımında sıkıntılar çekmekte, yalnız tanıdıkları ve eski müşterileri çevresinden gelen taleplerle yetinmek zorunda kalmaktadırlar. Bunun yanı sıra işadamları, sektörle ilgili teknolojik gelişmeler, yeni hammaddeler, yurtdışındaki gelişmeler, rakiplerin durumu gibi konularda bilgisizdirler. Bunun sonucunda sektörün sağlıksız yapılanması ve sürekli zor günler geçirmesi kaçınılmaz olmaktadır. DIŞ TİCARET Türkiye'nin son yedi yıla ait ahşap mobilya dışalım ve dışsatım değerleri şöyledir: Tablo 3. Türkiye'nin ahşap mobilya dış ticareti
Tablonun incelenmesinden görüleceği gibi, yıllara göre toplam dışalım ve dışsatım rakamlarında önemli değişiklikler olmaktadır. Mobilya dışsatımı dolar bazında, değer olarak 1990'dan 1996 yılına yaklaşık 2.2 kat artarken, dış alım değerinde de yaklaşık 3.1 katlık bir artış gerçekleşmiştir. Özetle, Türkiye ahşap mobilya ticaretinde 1990'dan 1996'ya yaklaşık 2.5 kata yakın bir büyüme ve dış ticaret dengesinde genelde pozitif bir yapı görünmektedir. Sadece, 1992 ve 1996 yılında dış ticaret dengesi negatif olmuştur. Yukarıdaki tablodan şu sonuçlar çıkarılabilir:
Türkiye'nin ahşap mobilya dış ticaretinde, bölgesel düzeyde bir değişim yaşandığı gözlenmektedir. Türkiye’nin 1990 yılında en çok mobilya ihracatı yaptığı ülkelerin başında; % 34.7'lik pay ile Libya, % 10.7 ile Almanya, % 10.2 ile Suudi Arabistan gelmekte, bunları sırasıyla KKTC, SSCB, ABD, Katar, Irak, Kuveyt gibi ülkeler izlemektedir. Bu dağılımın 1991'den sonra hızlı bir şekilde değişmeye başladığı ve 1996 yılına gelindiğinde, % 20.4’lük ihracat payı ile ilk sırayı Rusya Federasyonunun aldığı ve bunu sırasıyla Azerbaycan, Almanya, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İsrail gibi ülkelerin izlediği görülmektedir. Mobilya ihracatındaki bölgesel değişim yanında, 1990 yılında toplam 42 ülkeye ihracat yapabilen Türkiye, ihracat yaptığı ülke sayısını da dengeli bir şekilde artırmaktadır. Türkiye 1991'de 42, 1992'de 53, 1993’te 63, 1994’te 76, 1995’te 73 ve 1996'da 82 farklı ülkeye ihracat yapmıştır. Bu gelişme, Türkiye ahşap mobilya endüstrisinin farklı pazarları tanıması ve uluslararası pazarlara yönelmesi bakımından olumlu bir gelişmedir. Üstelik gerçekleşen ihracatta, Türkiye mobilya endüstrisinin AB ülkeleri ve ABD gibi gelişmiş ülkelerdeki pazar payını gittikçe arttırdığı görülmektedir. Türkiye'nin ahşap mobilya ithalatında, 1990'dan 1997'ye kadar olan sürede İtalya'nın hakimiyeti vardır. Son yedi yılda yapılan ithalatın % 46.9'u İtalya’dan gerçekleştirilmiş, bunu % 21.1 ile Almanya, % 8.4 ile ABD, % 6.6 ile Fransa ve % 6.4 ile İngiltere izlemiştir. Son yıllarda, ithal mobilya ürünler pazarında Filipinler, Endonezya ve Hollanda gibi ülkelerin, %0.9 -1.0 gibi paylarla yer aldıkları da görülmektedir. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Tablo 4. MOBİLYADA DIŞ TİCARET DENGEMİZ
GÜMRÜK BİRLİĞİNİN SEKTÖRE ETKİSİ 1 Ocak 1996 öncesi yapılan bazı araştırmalar, Türkiye imalat sanayiinin gümrük birliği sonrası rekabete sınırlı ve ölçülü düzeyde hazır olduğunu, başa baş rekabet için işletmelerde yapısal değişimin gerektiğini vurgulamaktadır. Genel imalat sanayii içersinde % 4'lük bir paya sahip olan orman ürünleri sanayii ve bu sanayinin bir alt sektörü olan mobilya sanayiinin de, genel imalat sanayiine benzer şekilde, önemli işletmecilik problemleri bulunmaktadır. Örneğin, orta ölçekli işletmelerin % 67'si öncelikli işletme sermayesi ve teknolojik gelişmeleri izleme açısından finans sıkıntısı çekmektedir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde ileri teknoloji uygulamalarına pek rastlanmamaktadır. Sadece büyük ölçekli işletmelerde ve nadiren orta ölçekli işletmelerde üretimin belirli aşamalarında ileri teknoloji uygulamalarına rastlanmaktadır. Örneğin, büyük ölçekli işletmelerin % 53'ün de üretimin bazı aşamalarında CNC tezgahlarla üretim yapılmaktadır. Bu yapısal görünüm Türkiye mobilya sanayii için uluslararası rekabete açılmada ciddi endişeleri gündeme getirmekte, çoğu işletme uluslararası rekabetten kaygı duymakta, zaman zaman gümrük birliği belirsiz görülmektedir. Özellikle sektöre yönelik ayrıntılı bir envanter çalışmasının ve yapısal analizin yapılamaması, istatistiksel bir güvenle rekabet koşullarını değerlendirme olanağını ortadan kaldırmakta ve yapılan değerlendirmeler, genelde, yöneticilerin görüşüne ya da bazı sınırlı düzeydeki bulgulara dayanmaktadır. Tüm bunlar işletmeleri haklı olarak bir tedirginliğin içerisine sokmaktadır. Türkiye orman ürünleri sanayiinin alt sektörleri arasında en büyük payı oluşturan (%25) ve önemli girdilerini bu sanayiden sağlayan mobilya işletmeleri son yıllarda büyük bir atılım içerisindedir. Ancak, sektörün, küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğunlukta olduğu bu yapıdan kurtulabilmesi için çok daha hızlı büyümesi gerekmektedir. AB ülkeleri ile aynı kulvarda koşmaya aday Türkiye mobilya sanayii işletmelerinin rekabet gücünü belirlemek, rekabette zorlanıyorsa veya hiç yapamıyorsa nedenlerini tespit etmek, gümrük birliğinin işletmeler üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerinin durumunu; üretim, ihracat ve ithalat miktarlarında nasıl bir değişiklik yarattığını belirlemek amacıyla 24 işletmede yapılmış bir araştırmada Türkiye mobilya sanayii işletmelerinin Avrupa Topluluğu ülkeleri ile rekabet edebilme düzeyleri ve rekabetle zorlanma nedenleri tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular aşağıdaki tablolarda verilmiştir. Tablo 5. İşletmelerin Rekabet Edebilme Durumu
Tablo 5'e göre; işletmelerin % 37.5'i eş düzeyde rekabet edebilmekte, %33.4'ü rekabette zorlanmakta, % 20.8'i rekabet edememekte, % 8.3'ü de fikrim yok demektedir. Gümrük birliği öncesi yapılan bir araştırmada eş düzeyde rekabet edebiliriz diyenlerin oranı % 20, rekabet edemeyiz diyenlerin oranı % 60 olarak bulunmuştur. Uygulamanın başlamasından sonra geçen bir yıllık süre sonunda işletmelerimizin kendine güvenenlerin arttığını görmekteyiz. Nitekim, eş düzeyde rekabet edebiliriz diyenlerin oranında % 17.5'lık artış söz konusudur. Aynı şekilde rekabette zorlanıyoruz diyen işletmelerde de buna paralel olarak % 26.6'lık azalış vardır. Tablo 6. İşletmelerin Rekabette Zorlanma Nedenleri
Tablo 6 incelendiğinde; işletmelerin % 22.4'ü teknik donanım, % 20.6'sı kaliteli hammadde bulamama, % 18.4'ü kalifiye teknik eleman ve % 18'i kalifiye işgücü eksikliği içerisinde iken, % 10'nu gelişmiş bir yönetim anlayışına sahip olmama, % 6.2'si kaliteli yardımcı malzeme temininde zorluk çekmektedir. İşletmelerin % 4.4'ü de yasal düzenlemedeki eksikliklerden dolayı rekabet edemediklerini ya da rekabette zorlandıklarını belirtmektedir. Gümrük Birliğinin mobilya sanayii işletmelerine sağladığı olumlu gelişmeler Tablo 7'de, olumsuz etkileri ise Tablo 8'da değerlendirilmiştir. Tablo 9'da da üretim, ihracat ve ithalat değerlerindeki değişimler özetlenmiştir. Tablo 7. Gümrük Birliğinin İşletmelere Kazandırdığı Olumlu Gelişmeler
Tablo 7'den de görüleceği üzere işletmelerin gözlemleyebildiği olumlu gelişmelerin başında % 30,6 ile kaliteli hammadde ve yardımcı malzeme temininde yaşanan kolaylık gelmektedir. Bunu % 22 ile teknoloji transferinin kolaylaşması, % 14.2 ile ihracat imkanlarının artması ve kalite ve fiyat düzeyi ile Avrupa ürünü korkusunu üzerlerinden atmak, %13 ile işletmecilik anlayışlarındaki gelişme, % 2 ile de tam kapasite ile çalışma imkanlarının doğması ve % 4 ile de diğer nedenler izlemektedir. Diğer seçeneğini işaretleyen % 4'lük kesim ucuz ve kalitesiz ürünlerin piyasaya girmesiyle ithal mobilyaya olan güvenin azalmasını olumlu gelişme olarak ifade etmektedirler. Tablo 8. Gümrük Birliğinin Yarattığı Olumsuz Gelişmeler
Tablo 8'e göre; Gümrük Birliğinin işletmelerimiz üzerindeki en büyük olumsuz etkisi; % 54.1 ile uygun fiyatta ürünlerin girmesi şeklinde görülmüştür. Bunu % 18.1 ile kaliteli ürünlerin gelişinin işletmeleri zor durumda bırakması ve % 8.1 ile de ürünlere olan talebin azalması gibi olumsuzluklar izlemektedir. Bu soruya yanıt vermeyen işletmelerle, diğer seçeneğini işaretleyen işletmelerimizin verdikleri yanıtlardan, işletmelerin bir kısmının, henüz gümrük birliğinin olumlu ya da olumsuz etkisini hissetmediklerini görmekteyiz. Nitekim araştırmaya katılan işletmelerin 12 tanesi bu soruya cevap vermemişlerdir. Sonuçlardan anlaşıldığına göre gümrük birliği ile birlikte Türkiye pazarlarına kaliteli ürünlerin yanında kalitesiz ürünler de girmiş durumdadır. Tablo 9. Gümrük Birliği Sonrası Üretim, İhracat ve îthalat Miktarındaki Değişiklikler
Tablo 9'u incelediğimizde; İşletmelerin % 73.3'ünün gümrük birliği ile birlikte üretimlerinin arttığını görmekteyiz. Bu artışların % 25'le başlayıp % 100'lere kadar çıktığı ifade edilmektedir. Üretim miktarı arttı diyen 9 işletmede artış düzeyi ortalama % 56 olarak gerçekleşmiştir. Araştırmaya katılan işletmelerin % 50'si ihracat miktarının arttığını, % 42.9'u değişmediğini, %7.1'i de azaldığını belirtmektedir. İthalatımız arttı diyen işletmelerin oranı % 73.3 iken, % 26.7'sı değişmedi diye belirtmektedir. Tablo 10. Gümrük Birliğine Dahil Ülkelerin, İhracat ve İthalat Miktarları
Kaynak: AMK, Statistisches Bundesamt, Holz und Kunststoffverarbeitung. 1. s. 14,1997. DİE, 1994,1995,1996 İthalat ve İhracat rakamları. Tablo 10'a göre ülkemiz gerek ihracat gerekse ithalat değerleri bakımından gümrük birliğine dahil ülkelerde en alt sıralardadır. Ancak, 1994 yılına göre ihracattaki değişim oranı bakımından % 36.9, ithalattaki değişim oranı bakımından % 78.8 ile diğer ülkelere göre en yüksek artışı sağlamaktadır. Ülkemiz 1996 yılı mobilya ihracatı 72.9 milyon dolardır (67.2 milyon ECU). 1995 yılına göre -1.9'luk bir azalış söz konusudur. Buna karşın, 1996 yılı Ocak-Eylül ayları arasında yapılan ithalat değeri 88.4 milyon dolar (81.4 milyon ECU) olarak gerçekleşmiştir. 1995 yılına göre 9 aylık sürede % 29'luk bir artış söz konusudur. TÜRKİYE'NİN DİĞER ÜLKELERLE KARŞILAŞTIRILMASI Avrupa ülkelerinde mobilya üretim sistemi genellikle birbirine benzer. Örneğin, Almanya yüksek teknolojiye sahip makine ve donanımla, bir konuda uzmanlaşarak seri üretim yapmakta, mobilya, hammaddeden son ürün aşamasına kadar tek bir hat üzerinde ilerlemektedir. İtalya'da da aynı durum olmakla birlikte, yalnız sunta ebatlaması gibi spesifik işleri yapan küçük işletmeler de vardır. Ülkemizde ise küçük atölyeler, genel amaçlı makinelerle her çeşit ürünü üretmekte, bu da ihtisaslaşma ve onun getireceği maliyetlerin düşmesi gibi bazı avantajlardan yararlanma olanağını ortadan kaldırmaktadır. Türkiye'de bulunan büyük fabrikalarda bile çok sayıda üretim hattı bulunmadığından, üretim tek hat üzerinde gerçekleşmekte, tüm parçalar bu hattan geçtikten sonra birleştirilmekte ve son ürün ortaya çıkmaktadır. Oysa, Almanya'da aynı anda faaliyette bulunan çok sayıda hattan tüm ürünler aynı anda çıkmakta, bu da başta kısa sürede üretim gibi avantajları beraberinde getirmektedir. İtalya, kültürlerinden gelme özellikten ötürü, mobilya tasarımında dünyada lider konumundadır. Üretim kapasiteleri yüksek olup, makinelerini kendileri üretmektedir. Bazı malzeme fiyatları İtalya'da ucuzdur. Türkiye'nin, İtalya'ya ihracat şansı ancak emek yoğun ürünlerde mümkündür. AB Ülkelerinin mobilya üretimi 1996'da yaklaşık 70 milyar $ olarak gerçekleşmiş olup, Almanya'nın payı % 32 ile 23 milyar $, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Portekiz'in payı % 33 ile 23.1 milyar $ dır. Almanya'nın 1997 ihracatı, üretiminin % 16'sı ve 3.76 milyar $ olup, ithalatı 1997'de 7.6 milyar $ olarak gerçekleşmiştir. Almanya'da 23 milyar $'lık üretimi gerçekleştiren firma sayısı 1997'de 1520'dir ve ilk on şirket toplam üretimin % 25'ini gerçekleştirmiştir. Tüm Avrupa'da en büyük 50 firmanın gerçekleştirdiği üretim, toplam üretimin % 18'idir. Bu da göstermektedir ki, Avrupa'da en konsantre firma yapısı Almanya'dadır. Avrupa'da mobilya tüketimi, toplam tüketimin % 1,5'idir. Türkiye'nin konumunu belirleme açısından ilginç olabilecek bir diğer nokta; Amerika'nın ithalatı (üretimin % 4,5'i) 3.3 milyar $'dır ve bu ithalat içinde Endonezya'nın payı % 4'le 125 milyon $, Malezya'nın payı $ 6 ile 191 milyon $'dır. Türkiye'nin üretimi tahminen 1.5 milyar $ olup, üretiminin yaklaşık % 5'ini ihraç ettiği söylenebilir. Yaklaşık 75-80 milyon $'lık ihracat hacmiyle, Türkiye'nin dünya mobilya pazarında yeri yok denecek kadar azdır. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||