|
İÇİNDEKİLER Türkiye'de Mobilyacılık Sektörünün Durumu Türkiye'nin Diğer Ülkelerle Karşılaştırılması Mobilya Sektörünün Ana Bileşenleri
|
|||||||||||||||||||
|
Türkiye'de ağaç işleme sektörünün başlangıcı XIX. asıra dayanmasına rağmen, sektördeki asıl gelişme 1970'li yıllardadır. Küçük atölyelerdeki ustaların yaptığı mobilyalar, günümüzde sanayi boyutunda üretime yönelmiştir. Mobilya üretiminin çoğunluğu çok küçük ölçekli işletmelerden sağlanmaktadır. Bu tip mobilyalarda el işlemeciliğinin önemi çok fazladır. Türkiye'de mobilya sektörü, özellikle pazarın yoğunlaştığı belirli bölgeler civarında toplanmaktadır. Bu bölgeler ağırlıklı olarak Ankara-Siteler, İstanbul, İzmir, Bursa-İnegöl, Bolu-Düzce, Eskişehir, Kayseri, Sakarya, Zonguldak, Trabzon, Balıkesir, Antalya, Burdur ve Adana olarak sıralanabilir. Türkiye'de mobilya sektörü, hammadde üreten şirketler ve nihai mamul üreticileri olarak iki grupta incelenebilir. İlk grup olan yonga levha, kereste, kaplama vs. mobilya hammaddesi üreten firmalar belli büyüklüğe erişmiş ve kurumsallaşmış sanayi kurumlarıdır. İkinci grup ise çok amaçlı makine parkı ve insan gücüne bağımlı olarak mobilya üretiminin büyük bir kısmını başaran küçük atölyelerdir. Sektörde, sanayi kuruluşu haline gelmiş yeterli teknoloji ve sermaye sahibi çok az sayıdaki büyük ölçekli kuruluşlar bir yana bırakılırsa, mobilya sektöründeki üreticiler, en öncelikli ihtiyaçlarını örgütlenme olarak görmektedirler. Ancak TOBB, TAİF, İhracatçı Birlikleri, Orman Ürünleri İmalatçıları ve Tüccarları Derneği, İstanbul Mobilya Üreticileri Derneği gibi kuruluşlar, sektörü temsil eden örgütlerdir. Buna rağmen örgütlenme ihtiyacının ön sırada gündeme gelmesinin nedeni, sektör envanterini hazırlayacak, üretimde ihtisaslaşmayı programlayacak ve sertifikasyon gibi merkezi kurmay hizmetleri plânlayarak sunacak bir örgüt arzusudur. Mobilya sektörünün hitap ettiği iç pazar yüksek ve gelişen bir talebe sahiptir. Konut sektöründeki kavramsal değişmeler sonucu küçülen mekânların daha esnek ve fonksiyonel kullanım ihtiyacı, mobilyaya olan talebi sürekli canlı tutmaktadır. Diğer taraftan nüfus artışı, kentlere göç, sosyo-ekonomik gelişmelerin doğal sonucu olarak aile yapısındaki değişmeler, ülkemizin karşılaştığı en büyük afetlerden 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde yaklaşık 250000 konutu hasar görmesi, mobilyaya olan talebin daha da artacağının işaretidir. Mobilyanın tüm fiziksel özelliklerinden öte, renk, biçim, desen, ambalaj farklılığı gibi tasarım unsurlarıyla da yeni talep yaratılır. Ayrıca, bir mobilyayı diğeriyle karşılaştıran tüketici, ürünün sadece fiziksel unsurlarını değil, üretici tarafından sağlanan montaj, tamir, bakım, yedek parça, satış sonrası hizmet, ödeme kolaylıkları gibi ek ve psikoloji k fayda sağlayan unsurlarını da göz önüne alır. Tüketicinin giderek bilinçlenmesi, beğenilerinin ve beklentilerinin hızla gelişmesi, mobilya çizgisinin değişimini kaçınılmaz kılacaktır. Tüketici bilinci arttıkça üretilen üründe aranan özellikler de buna paralel olarak artmaktadır. Bu kriterlerin bilinmesi ve bu kriterler doğrultusunda üretim yapılması üretici sorumluluğundadır. Ailelerin sosyal yaşam alanı mobilyalarını satın alma durumlarını ve mobilya seçerken dikkate aldıkları faktörleri belirlemek amacıyla Ankara'da orta gelirli semtlerde oturan aileler üzerinde yapılan bir araştırmada büyük bir bölümün mobilya satın almadan önce, piyasa araştırması yaptıkları, mobilyalarını taksitle aldıkları, üreticinin güvenilir olduğunu düşündükleri ve mobilya satın alma sırasında pazarlık yaptıkları görülmüştür. Bu ailelerin özellikle oturma grubu mobilyası satın alırken, mobilyanın konforlu ve sağlam olup olmadığını denedikleri, yüksek eğitimli müşterilerin satın alma sırasında daha seçici davrandıkları ve mobilya alımında mobilya-mekan uyumunun göz önüne aldıkları anlaşılmıştır. Bu araştırma sonucuna göre, ailelerin mobilya seçiminde ilk sırayı kullanışlılık almakta, bunu sırasıyla, oturma rahatlığı, konfor, kalite, dayanıklılık, ekonomiklik, temizlenebilme-silinebilme kolaylığı, denge, işçilik kalitesi ve kumaşın niteliğine ilişkin özellikler izlemektedir. Mobilya sektörüne ilişkin tüketici şikayetlerinin yoğunlaştığı konular şunlardır:
Sektör temsilcilerinin hammadde temini, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri gibi konularda kamu kurum ve kuruluşlarından beklenti içindedirler. Ancak eğitim, fuar desteği gibi devletin sunmak için çaba ve teşvikler ortaya koyduğu alanlara fazla ilgi göstermemektedirler. Sektörde standartların tespiti ve geliştirilmesi kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Üretim çeşitleri, üretim fonksiyonları ve ürün bazında uzmanlaşmayı teşvik edici düzenleme ve işbirliklerinin gerçekleştirilmesi halinde, sektör daha verimli, daha kârlı ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşabilecektir. Sektörde genellikle tercih edilen üniversal makine parkı yeterli olup, uygun teknolojilerle desteklenmesi ve mutlaka verimli kullanımının sağlanması, standart üretimlerde de özel amaçlı tezgahları kullanımına geçilmesi gerekmektedir. Mobilya sektörünun diğer önemli problemleri, hammadde yetersizliği, hammaddelerde standartların olmaması, yaratıcı ve üretken elemanların eksikliği ve yetersizliği, gerekli alet ve makinelerin üretim içerisinde gerektiği gibi kullanılamamasıdır. Mobilya sektöründe bir başka sorun, hammaddelere zorunlu standart getirilmemesi nedeniyle kaliteli hammadde kullanarak üretim yapan, teknolojiyi sürekli izleyen firmaların haksız rekabetle karşı karşıya kalmasıdır. Ayrıca, Avrupa ülkelerinde yasaklanan ve kanserojen olduğu tespit edilen kimyasal hammaddeler, üretici ve ihracatçılar açısından ciddi bir dezavantaj oluşturmaktadır. Tablo 13. Mobilya sektörünün tam kapasite ile çalışamama nedenleri
Kaynak: Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı, ÖİK Raporu, DPT, 1995. Standartlara uygun üretimin olmayışı, yeni tasarım yapılamaması, yüksek fiyatlar ve kalite problemleri satışların düşük olmasına ve talep yetersizliğine yol açmaktadır. Mobilya üretiminin temel girdisi olan kereste fiyatlarının artması, satışların gerilemesi, stokların birikmesi nedeniyle üretici firmalardan bir kısmı kapasitelerini düşük tutmakta, bir kısmı da bazı tüketicilerin ucuzluğu tercih etmesi nedeniyle ürün kalitesine önem vermemektedir. Sektörün tasarım, pazarlama, eğitim, makine parkı, yan sanayii açısından sorunları vardır. Rekabet şansımızı artırmak için öncelikle AB standartlarının yakalanması gereklidir. Ancak ülkemizde mobilya üretimi konusunda standartlar yeterli değildir. Standartlaşmanın sağlanamaması, sektörün dış rekabet gücünü de yitirmesine neden olacaktır. Standartlaşmanın bir an önce sağlanması, hem mobilya sanayi, hem de yan sanayi için önemlidir. Son yıllarda stoklu üretim sektörde geçerli olmamakta, alıcının ödeme gücünün gittikçe daralması, uzun vadeli, taksitli, kredili satışları gündeme getirmektedir. Üretimde taklitçilik ön plândadır. İç piyasada yoğun bir rekabet vardır. Kalitesiz, dampingli olan ithal mobilyaların iç pazara akışı sektörü daha da olumsuz etkilemektedir. Üretimde uzlaşmaya giderek mevcut tesislerin modernize edilmesi ve üretimde standartlaşmayla birlikte kalitenin yükseltilmesi ve ihracata yönelik teşvik uygulaması sektör açısından son derece yararlı olacaktır. Sektörün en önemli sıkıntılarından bin, hammadde ile ara madde fiyat ve kalitesindeki istikrarsızlıktır. Hammadde fiyatlarındaki anormal artışlar, üretici firmaları zaman zaman ciddi ekonomik darboğazla yüz yüze bırakmakta, gelen zamlar ürünlerde karşılığını hemen bulmadığı için, bu bedeli üretici üstlenmek zorunda kalmaktadır. Devletin yanlış orman kesim ve ihale politikaları da üreticiyi olumsuz etkilemekte, Orman Genel Müdürlüğünün tomruk üretim ve satışlarında uyguladığı ihale sistemi, aracıların haksız kazanç sağlamasına neden olmaktadır. Mobilya üreticilerinin girdikleri ihalelerde fiyatlar yapay olarak artmakta, dünya pazarlarının üzerine çıkan ürün fiyatı nedeniyle diş pazarlarda rekabet şansı azalmaktadır. Bu sektörde eğitim ve sanayi kuruluşları arasındaki işbirliği yeterince gelişmemiştir. Üreticilerin sınırlı imkânlarıyla ve üretime öncelik verilmesi nedeniyle teknolojik gelişmeler yeterince takip edilememekte, eleman yetiştirilmesi ve geliştirilmesi konusu, üretim yanında tali bir iş olarak görülmekte, bu konuya gerekli önem verilmemekte, ihmal edilmektedir. Mobilya sektörünün İtalya, Almanya, Fransa, A.B.D. gibi önde gelen ülkelerinden tasarım hizmetinin satın alınması ya da kiralanması (know-how), Türk mobilya sektörüne yeni bir boyut getirebilir. Nitekim, dünya mobilya üretim, dizayn ve ticaretinde lider konumunda olan İtalya, Türk mobilyaları üzerinde araştırma yaparak ürünlerini kaliteli bulduğu firmalarla, dizaynı kendileri tarafından verilmek suretiyle işbirliği yapmak için çeşitli girişimlerde bulunmaktadır. |
|||||||||||||||||||
| Raylı Dolap raydolap sürgülü dolap sürgüdolap-aradığınız cevap burada !-data kasası çelik kasa-aradığınız cevap burada !-Raydoor Raylı Dolap Sistemleri gardırop-MyBul Turkish manufacturer of private label garments | |||||||||||||||||||